Edirne ve Keşan'da 2/B Arazisi Hak Sahipliği ve Kullanım Kadastrosu İtiraz Rehberi
Halk arasında "2/B arazisi" olarak bilinen taşınmazlar, 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 2. maddesinin B bendi uyarınca; orman vasfını tam olarak kaybetmiş, tarla, bağ, bahçe veya üzerine bina yapılarak yerleşim yeri haline gelmiş arazileri ifade eder. Bu araziler hazine adına orman sınırları dışına çıkarılır. Ancak bu yerlerin kimin kullanımında olduğu, üzerindeki ağaçların (muhdesat) kime ait olduğu "Kullanım Kadastrosu Askı Cetvelleri" ile ilan edilir.
Dikkat! Askı süresi içinde itiraz edilmeyen tespitler kesinleşir ve tapu kaydına bu şekilde tescil edilir. Eğer fiilen kullandığınız arazi başkasının adına tespit edildiyse veya kullanım tarihleri yanlış yazıldıysa, hak kaybına uğramamak için 30 günlük askı süresi içinde Kadastro Mahkemesinde dava açmanız hayati önem taşır.
2/B KULLANIM KADASTROSU TESPİTİNE İTİRAZ DAVA DİLEKÇESİ ÖRNEĞİ
ORMAN ARAZİSİNDEN ÇIKARILAN ARAZİLERİN 2/B ASKI CETVELİ İLE KULLANIM DURUMU BELİRLENMEKTEDİR. AŞAĞIDA KULLANIM DURUMUNA İTİRAZ DURUMUNDA YAZILABİLECEK DİLEKÇE ÖRNEĞİ MEVCUTTUR. HER OLAY FARKLI SAVUNMALAR GEREKTİRDİĞİNDEN EDİRNE GAYRİMENKUL AVUKATI İLE İLETİŞİME GEÇMENİZ ÖNERİLİR.
TEKİRDAĞ KADASTRO MAHKEMESİNE
İHTİYATİ TEDBİR TALEPLİDİR.
DAVACI : TC : ( ) ADRES : VEKİLİ : AVUKAT BÜŞRA YİĞİT ADRES : Yukarı Zaferiye Mh. Şube Sk. No:7 D:8 KEŞAN/EDİRNE
DAVALI : 1) HAZİNE ve ORMAN GENEL MÜDÜRLÜĞÜ İHBAR OLUNACAK : İTİRAZ KONUSU İDARİ İŞLEM : Kullanım kadastrosu askısındaki hatalı tespit. TEBLİĞ TARİHİ : (Askı tarihi)
KONU : ....... Tarihli kullanım kadastrosu ilanına hak sahibi olarak .... İla .... Tarihleri arasında yapılması lazım gelen itirazımızın süresi içinde sunulması, mahkemeniz kararı ile fiili zilyetliğin müvekkilimizin adına tespiti , halihazırda yapılmış olan tespitin iptali, hak kaybına yol açmamak adına tespiti yapılan yerlerin satışının durdurulması tedbiri taleplerimizin bir arada sunulmasıdır.
AÇIKLAMALAR :
-
Davacı müvekkil davayı ikame etmekte haklı olup yazılı bir delili olmadığından, iddiasını şahitlerle ve başkaca delillerle kanıtlaması gerektiğinden mahkemenizde işbu davayı açmak gereği hasıl olmuştur.
-
Davaya Konu Olayın Özeti : EDİRNE KADASTRO MÜDÜRLÜĞÜ, Edirne İlinin Enez İlçesine bağlı .... Köyünde kadastro çalışma alanı sınırları içinde bulunan taşınmaz malların 3402 Sayılı Kanunun Ek4.'üncü maddesi kapsamında 2/B alanlarında yapılacak uygulamalar hükümlerine göre kadastro çalışması yapılan taşınmaz malların pafta ozalit kopyaları ile belirlenen taşınmazların kimin kullanımında olduğu kullanım kadastrosunu tespit ederek ... KÖYÜNDE .... ilan başlangıç tarihli askı cetveli ilanını duyurmuştur. Söz konusu ilana ... tarihine kadar itiraz yapılmaz ise askının kesinleşeceğini, bu tarihe kadar TEKİRDAĞ KADASTRO MAHKEMESİNDE dava açılması gerektiği yönünde ihtarı da eklemiştir.
İlanın dayanağı madde : "Kadastro sonuçlarının ilanı: Madde 11 – Kadastro müdürü, kadastro tutanaklarına göre yapılan tespitlere dayanarak, askı cetvellerini düzenler; bu cetvelleri ve pafta örneklerini, müdüriyette ve ayrıca muhtarın çalışma yerinde 30 gün süre ile ilan ettirir; itirazı olanların ilan süresi içinde kadastro mahkemesinde dava açabileceklerini belirtir. Bu ilanda kadastro harçları da gösterilir. Kadastro müdürü bu işlemleri, kadastro ekibinin çalışma alanındaki işini bitirdiği tarihten itibaren en geç üç ay içerisinde yapmak zorundadır. Müdür, Genel Müdürlüğün iznini alarak, kadastrosu henüz tamamlanmayan çalışma alanlarında mahalle bucak merkezi ve köyde, bir ada veya mevkiden daha küçük olmamak üzere kadastro çalışmaları sonuçlanan taşınmaz mallara ait kısmi ilanı yukarıdaki esaslara göre yapabilir. Bu Kanun gereğince yapılan ilanlar, ilgili gerçek kişilere, kamu ve özel hukuk tüzelkişilerine şahsen tebliğ edilmiş sayılır."
Müvekkil, askıda belirtilen ..... ada parsel numaralı taşınmazın 2020 yılından itibaren malikidir. Müvekkil bu tarihten beri çekişmesiz ve sürekli olarak ... ve .... parsellerini de kullanmaktadır. (Tapu kayıtlarının ilgili kurumdan celbini talep ederiz.) Davacı müvekkilin itirazlarının mahiyeti ve sebepleri aşağıda açıklanacaktır.
-
Dava Konu Olaya İlişkin İtirazlarımız : Ekte fotokopisini sunduğumuz evrakta görüleceği üzere... ve .... Ada parsel numaralı maliye hazineleri "1982 tarihinden itibaren ..... doğumlu ......'in kullanımındadır" şeklinde tespit ve ilan yapılmıştır. Müvekkilimizin kullanım kadastrosunda belirtilen .... ve ... ada parsellere ilişkin sınır çizgisi itirazı yok ise de, söz konusu parsellerin 1982 yılından beri ...... kullanımında olduğuna dair aksi kendi lehine sonuç doğuracak itirazları mevcuttur. Aşağıda itiraz sebepleri açıklanacaktır.
-
Davaya Konu Olaya İlişkin İtirazlarımızın Sebepleri : DAVACI MÜVEKKİL ... ada parselli taşınmazı .....'in kardeşinden satın aldığı 2020 yılından beri .... İLE .... ADA PARSELLERİN FİİLİ ZİLYEDİDİR.
3402 Sayılı Kanununa göre , Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerlerin kadastrosu ve tescili Ek Madde 4 – (Ek: 15/1/2009-5831/8 md.) "6831 sayılı Orman Kanununun 20/6/1973 tarihli ve 1744 sayılı Kanunla değişik 2 nci maddesi ile 23/9/1983 tarihli ve 2896 sayılı, 5/6/1986 tarihli ve 3302 sayılı kanunlarla değişik 2 nci maddesinin (B) bendine göre orman kadastro komisyonlarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerler, fiili kullanım durumları dikkate alınmak ve varsa üzerindeki muhdesatın kime veya kimlere ait olduğu ve kim veya kimler tarafından ne zamandan beri kullanıldığı kadastro tutanağının beyanlar hanesinde gösterilmek suretiyle, bu Kanunun 11 inci maddesinde belirtilen askı ilanı hariç diğer ilanlar yapılmaksızın öncelikle kadastrosu yapılarak Hazine adına tescil edilir. Bu maddeye göre yapılacak kadastro çalışmaları ikinci kadastro sayılmaz. Bu maddeye göre yapılacak kadastro sırasında orman ve Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerlerin sınır nokta ve hatları; orman kadastro tutanakları esas alınmak suretiyle orman işletme müdürlüğünce görevlendirilecek en az bir orman yüksek mühendisi ya da orman mühendisinin iştirak ettirildiği kadastro ekibince zemine aplike edilir. Bu çalışmalar sırasında kadastro veya orman haritalarında düzeltmeyi gerektiren tutanak, pafta ve zemin uyumsuzluğunun tespiti halinde, yukarıda oluşturulan kadastro ekibince teknik mevzuata uygun hale getirilir. Bu çalışmalara kadastro kontrol mühendisi de iştirak ettirilir. Çalışma sonucunda bir zabıt düzenlenir ve bu zabıt ekip görevlileri ile kontrol mühendisi tarafından birlikte imzalanır. Düzeltme işlemleri, orman mevzuatı ile tapu ve kadastro mevzuatına göre yapılmış ve bu Kanuna göre yapılacak askı ilanı ile de ilan ve tebliğ edilmiş sayılır. Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerler, daha öncesi tescil edilmiş olduğuna bakılmaksızın Maliye Bakanlığının talebi üzerine, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünce fiili kullanım durumları dikkate alınmak suretiyle ifraz ve/veya tevhit de yapılabilir. Bu işlemler sırasında, orman ve kadastro haritalarında tespit edilen fenni hatalar, yukarıdaki üçüncü fıkrada belirtilen usul ve esaslara göre düzeltilir. (İptal beşinci fıkra: Anayasa Mahkemesi’nin 12/5/2011 tarihli ve E.: 2009/24, K.: 2011/75 sayılı Kararı ile.) Kadastro çalışmalarına başlanılmadan önce, Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerlerin içerisinde özel kanunlarına göre değerlendirilmesi gereken alanlar bulunup bulunmadığı kadastro müdürlüğünce ilgili kurum ve kuruluşlarına yazı ile sorulur. İlgili idarelerce 15 gün içerisinde kadastro müdürlüğüne bilgi verilir. Bu süre içinde cevap verilmediği takdirde, söz konusu alanların bulunmadığı yönünde cevap verilmiş sayılır. Bu bilgilere veya ilgili idarelerce zeminde gösterilen sınırlara göre bu yerler içindeki bu alanların sınırları ölçülerek krokisinde gösterilir ve beyanlar hanesinde belirtilir."
Yukarıda belirttiğimiz maddede görüleceği üzere kullanım kadastrosu tespit edilecek taşınmazın fiili kullanım durumu , taşınmaz içerisinde muhdesatlar belirlenmeden bir kadastro yapılmamalıdır. Gerçeği belirtmeyen kullanım kadastrosu askı cetvelleri kişilerin hakları aleyhine hukuksuz sonuçlar doğurabilmektedir. Davacı müvekkilimiz 2020 Yılından beri , askı cetvelinde ....'İn kullanımında olan yerler olarak gösterilen ada parselleri asıl olarak fiilen kullanan kişidir. Ayrıca, .... ada parselli taşınmazı da itirazına konu ada parsellerin bitişiğindedir. Söz konusu.... ada parselde yemiş ağaçları, yemiş ağaçlarından kalan kısımda bir kısım ekili buğday ve davacı müvekkilin kendi koymuş olduğu konteynır bulunmaktadır. Ancak askı cetvelinde muhdesatlar ve taşınmaz üzerindeki bitkiler tespit edilmemiştir. Davacı müvekkil 2020 yılında .... nolu parseli ....'in kardeşinden almış, hatta kendisine ....'nin tapuya dahil olduğunu belirtmiş, satış aşamasında ..... de müvekkilimize aynı doğrultuda beyanda bulunmuştur. Bir nevi 2020 yılında kandırılan müvekkilimiz, söz konusu arazi 2020 yılında satın alındığından itibaren ... ve ... parsellerini fiili olarak kullanmaktadır.... isimli kişi müvekkilimize işlerinde yardımcı olmuş ve askı cetveline aykırı bir durum olduğunu biliyor olsa da memurları yanıltmış ve yalan beyanda bulunmuştur.
3402 Sayılı Kadastro Kanununa göre; Taksim ve kısmi iktisap hali: "Madde 15 – Tapuda kayıtlı taşınmaz malların malikleri veya bunların mirasçıları arasında, tapuda kayıtlı olmayan taşınmaz malların ise ondördüncü madde gereğince belirlenen zilyetleri arasında taksim edildikleri belgelerle veya bilirkişi veyahut tanık beyanları ile sabit olduğu takdirde bu mallar taksim gereğince zilyetleri adına tespit olunur. Taşınmaz mal tapuda kayıtlı olsun veya olmasın, onun ayrılması mümkün bir kısmının veya belirli bir payının, bu Kanunda zilyet lehine kabul edilen sebeplerle iktisabı caizdir. İştirak halinde mülkiyet hükümlerinin söz konusu olduğu hallerde, iştirakçilerinden biri veya birkaçının belirli bir taşınmaz maldaki hissesinin diğer iştirakçilere devir ve temliki; tapulu taşınmaz mallarda yazılı, tapusuzlarda ise her türlü delille ispat edilebilir. (Değişik son fıkra: 22/2/2005 – 5304/5 md.) Kadastrodan önce hissedarlar veya mirasçılar arasında ayırma veya birleştirme suretiyle taksime konu edilmiş ve sınırları doğal veya yapay işaret ya da tesislerle belirlenmiş taşınmaz malların, imar plânı bulunmayan yerlerde zeminde fiilen oluşmuş sınırlarına göre tespiti yapılır."
3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun Ek Madde 4. maddesi “6831 sayılı Yasa’nın 20.06.1973 tarihli Kanunla değişik 2. maddesinin (B) bendine göre orman kadastro komisyonlarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerler, fiili kullanım durumları dikkate alınmak ve varsa üzerindeki muhdesatın kime veya kimlere ait olduğu ve kim veya kimler tarafından ne zamandan beri kullanıldığı, kadastro tutanağının beyanlar hanesinde gösterilmek suretiyle bu Kanun’un 11. maddesinde belirtilen askı ilanı hariç diğer ilanlar yapılmaksızın öncelikle kadastrosu yapılarak Hazine adına tescil edilir.” şeklindedir.
Belirtilen bu madde uyarınca “kullanım kadastrosu” olarak isimlendirilen bir çalışma yapılmakta olup bu çalışmanın amacı; 2/B uygulaması ile orman sınırları dışına çıkarılan ve bu nitelikleri kesinleşen sahaları, fiili kullanım durumlarını dikkate alarak parsellere ayırmak ve bu taşınmazları 2/B alanı olarak Hazine adına tescil ederken, taşınmazlar üzerinde tespit günü itibariyle fiili kullanımı bulunanları ve muhdesatları tespit ederek tapunun beyanlar hanesinde göstermektir. Diğer bir anlatımla, kullanım kadastrosu sırasında beyanlar hanesinde kullanıcı olarak gösterilebilecek kişiler, kadastro tespiti sırasında çekişmeli taşınmazı ekonomik amacına uygun olarak fiilen asli zilyet olarak kullanan kişilerdir. Söz konusu itirazımıza ve gerçek vakıaya göre de , askıda her ne kadar ..... isimli kişi fiili kullanıcı olarak yazılmış ise de bu durum gerçeği yansıtmamakta olup.... ve .... ada parselleri davacı olan müvekkilimizin fiili kullanımındadır. Yargıtay uygulamasında filli kullanımın, ekonomik amaca uygun bir kullanım olması gerektiği ve zilyetliğin en azından taşınmaz üzerinde fiili hakimiyet sağlamaya yetecek bir süreyi içermesi gerektiği kabul edilmektedir. Müvekkilimiz 2020 yılında .... ada parselli taşınmazı satın aldığından beri fiilen kullanıcı zilyet olduğundan dolayı askı ilanında itiraza konu ada parsellere kendi isminin yazılması gerekirken yanlış yönlendirme ile .... ismi yazılmıştır. Davacı müvekkilimiz .... ada parseli ve ihtilafa konu parselleri 5 yıldır ekip biçmekte, ağaçları kurudu ise köklendirmekte, sulamalarını yapmakta, söz konusu arazilerde işçi çalıştırmaktadır hatta askıda gerçeğe aykırı olarak kullanıcı yazılan ... isimli kişi de bunların tamamına şahittir.
Yukarıdaki Madde metninden yola çıkarak somut olaylar değerlendirildiğinde, kullanım kadastrosu çalışmalarına konu olan taşınmazın orman rejimi karşısındaki durumları netleşmiştir , hazine adına tespiti yapılmıştır. Kullanım kadastrosu sırasında fiili kullanıcı olduğu tespit edilen kişiler kadastro tespit tutanaklarının beyanlar hanesinde de kullanıcı olarak belirlenmelidir. Yani kadastro tespiti sırasında çekişmeli taşınmazı ekonomik amacına uygun olarak fiilen ve asli zilyet olarak kullanan kişi haksahibidir. Genel olarak “4721 Sayılı TMK’nun Zilliyet Kavramı ve Türleri” başlıklı “Kavram Madde 973- Bir şey üzerinde fiilî hâkimiyeti bulunan kimse onun zilyedidir. Taşınmaz üzerindeki irtifak haklarında ve taşınmaz yüklerinde hakkın fiilen kullanılması zilyetlik sayılır.” Hükmüne ve “3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun Ek Madde 4. Maddesine” göre araziyi fiilen kullanan kişiler fiili kullanıcı ve hak sahibi olarak tespit ve tescil edilmesi gerekmektedir.
Fiili kullanım, 2B Arazisinin orman vasfını yitirmesinden sonra söz konusu araziden faydalanmayı ve bu arazide tasarrufta bulunmayı ifade eder. Örneğin; araziyi tarla olarak ekip biçme, bağ, zeytinlik veya bahçe olarak bakımını yapma, parselleme, çit örme, duvar yapma, yolunu yapma gibi durumlar fiili kullanım olarak kabul edilecektir. Davacı müvekkilimiz de itiraza konu ada parselleri 2020 yılından itibaren ekonomik yaşamı amacıyla fiilen kullanmaktadır. (İlgili hususta aşağıda beyan ettiğimiz tanıklar da dinletilecektir.)
Kadastro tespitine itiraz ve zilyetliğin tespiti davasında; mahkemece gerçek fiili kullanıcı olduğunu iddia eden davacının gösterdiği tüm deliller toplanmalı, taşınmazlar keşif ile incelenmeli, mahalli bilirkişi, tutanak mümzileri, tespit kişileri ve taraf tanıkları çekişmeli 2B arazisinde dinlenmelidir. İlgili hususu sayın mahkemenizden arz ve talep ederiz.
Davaya sunduğumuz tanıklar arazinin yıllar boyunca silsile halinde kimlerin kullanımında olduğunu bilen kişilerdir. Tanıkların beyanları davamızda haklı olduğumuzu mahkemenizde kanıtlayacak delillerdendir.
-
Askı Cetvelinde Geçen ...... İsimli Kişinin Yalan Beyan, Hile Ve Desise İle Askı Cetveli Düzenleyen Memurları Yanılttığına Dair Güçlü Emareler Mevcuttur.
Kadastro Kanununa göre , Yalan beyan, hile ve desise: Madde 43 – (Değişik:23/1/2008 – 5728/460 md.) "Kadastro tutanaklarının düzenlenmesi sırasında sahibi olmadığı taşınmaz malı kendi veya başkası adına kaydettirmek veyahut bir kimseye ait taşınmaz malı başkası adına yazdırmak için bilerek gerçeğe aykırı beyanda bulunanlar, Türk Ceza Kanununun 206 ncı maddesine göre cezalandırılır. Kadastro tutanaklarının düzenlenmesi sırasında bir kimse sahibi olmadığı bir taşınmaz malı hile ile veya kendisine ait olmayan kayıt ve belgeler kullanarak, kendisi veya başkası adına kaydettirirse, Türk Ceza Kanununun dolandırıcılık veya belgede sahtecilik suçuna ilişkin hükümlerine göre cezalandırılır."
.... isimli kişi 2020 yılından beri ...... ada parsellerini davacı müvekkilimizin kullandığını bilmesine rağmen kadastro memurlarını yanıltıcı beyan vermiştir. İlgili hususu tanıklar da beyan edeceklerdir. Bu nedenle yukarıda madde uyarınca cezalandırılmasını , suç duyurusunda bulunulmasını talep ederiz. Hak sahibi gerçek ve tüzel kişiler tarafından orman sınırları dışına çıkarma işlemlerine karşı açılacak itiraz davalarında hasım Hazine ve Orman Genel Müdürlüğüdür. Bu nedenle davamızı yukarıda belirttiğimiz davalıya açma gereğimiz hasıl olmuştur. Davamızın ..... adresinde bulunan .... isimli kişiye ihbar edilmesini talep ederiz.
Davamızın salahiyeti açısından taşınmazların mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler ve taraf tanıkları ile 3 kişilik ziraat mühendisleri kurulu ile jeodezi veya fotogrametri uzmanı harita mühendisinden oluşacak bilirkişi heyeti aracılığıyla yeniden keşif yapılmalıdır.
-
Davamıza dayanak bazı Yargıtay Kararlarını sunmak gereği hasıl olmuştur :
A- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2023/966 Esas ve 2024/446 Karar sayılı kararı: “…Bu nedenle de beyanlar hanesinde kullanıcı olarak gösterilecek kişinin iyiniyetli olup olmadığı, malik sıfatıyla zilyetliğini sürdürüp sürdürmediği, ekonomik amaç ile kullanıp kullanmadığı araştırılması gerekmeksizin kullanım kadastrosunun yapıldığı tarihte 2/B alanında yer alan taşınmazın etrafının tel çit, ağıl, taş duvar ve benzeri yapılarla dış çevreden soyutlanması, taşınmaz zemininin kullanmaktan dolayı yapısal olarak değişmesi, doğal unsurların, çalı, ağaç ve benzerlerinin temizlenmesi, taşların ayıklanması, duvar ve benzerleri yapıların yapılması, meyve ağaçları ile ağaçlandırılması, tarla bitkilerinin yetiştirilmesi, düzenli işlenmekten ve imardan dolayı toprak ve zemin yapısının değişmesi, üzerine ev, ahır, kümes ve benzeri yapı yapılması eylemleri sahiplenme arzusu olduğunu göstermekte olup fiili kullanımın ispatı için yeterlidir…”
B- Nitekim Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2021/11235 Esas ve 2021/10223 Karar sayılı 11/10/2021 tarihli kararında; “…Hal böyle olunca; sağlıklı sonuca varılabilmesi için; dava konusu taşınmazların tespitinin yapıldığı 2010 yılına ait ortofoto ve uydu fotoğrafları getirtilerek dosya ikmal edildikten sonra mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler ve taraf tanıkları ile inşaat, ziraat mühendisi bilirkişi ve teknik bilirkişinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalı ve bu keşif sırasında dinlenilecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazların niteliği, tespit günü itibariyle taşınmazlarda fiili kullanım bulunup bulunmadığı, mevcut ise ne şekilde olduğu ve hangi taşınmazın kimin kullanımında olduğu hususlarında maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınmalı, beyanlar arasında oluşabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak yöntemince giderilmeye çalışılmalı; teknik bilirkişi, inşaat ve ziraat mühendisi bilirkişiden, taşınmazların 2012 yılındaki ortofoto ve uydu fotoğraflarını da uygulayarak, tespit tarihi itibariyle taşınmazların niteliği, taşınmazların kullanım durumu, taşınmazlar üzerindeki inşaii muhdesatların niteliği ve yaşları hususunda ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı, taşınmazların çevresinin yakın plan ve panoramik fotoğrafları çektirilip, üzerine taşınmaz sınırlarının işaretlenilmesi istenilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Mahkemece bu yönler göz ardı edilerek yanılgılı değerlendirme ve eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir…” denilerek hak sahibinin kadastro tespiti sırasındaki fiili kullanıcının olduğu kararına varıldığı anlaşılmaktadır.
C- Yargıtay 16. Hukuk Dairesi’nin 2013/2408 Esas ve 2013/3150 Karar sayılı 04/04/2013 tarihli kararında; “Taşınmazın başında icra edilecek keşif sırasında dinlenecek yerel bilirkişi, tespit bilirkişileri ve taraf tanıklarından, zilyetliğin sürdülüşü ile ilgili olarak taşınmazın geçmişte ne durumda bulunduğu, kime ait olduğu, kimden nasıl intikal ettiği, kim tarafından ne zamandan beri ne suretle kullanıldığı, özellikle tespit tarihinde davacının taşınmaz üzerinde zilyetliğinin olup olmadığı,yolun kadim olup olmadığı etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı..”
Görüldüğü üzere, Yargıtay kararları fiili kullanımın tespiti için yapılması gerekenler konusunda kararlarında istikrarlıdır ve yerine getirilmeyen hususların eksik inceleme olacağına dair kararları sabittir. Sayın mahkemenizden gerçeği tespit etmenin gereğini yerine getirmesini saygılarımızla arz ve talep ederiz. Müvekkilimiz 2020 yılından itibaren 130/2 ve 130/3 ada parselleri kullanmakta, çevrelediği tel örgüyle sınırı belirlemiş; meyve ağaçları dikmiş, kuruyanlara bakıp yapmış, verimi azaldığında bir bölümünü buğday ekerek tarım arazisi olarak kullanmış, konteynır koyarak muhdesat addetmiş, söz konusu ada parsellerde 5 yıldır hasat zamanı işçi çalıştırmıştır ve buna tüm köylü şahit olmuştur. Belirttiğimiz tanıklara davetiye çıkarılmasını talep ederiz.
HUKUKİ NEDENLER : 3402 Sayılı Kadastro Kanunu, 6100 Sayılı Hmk Ve Diğer Yasa Hükümleri.
HUKUKİ DELİLLER : 1982 yılından günümüze ihtilaflı taşınmazların uydu ve hava fotoğrafları (celbini talep ederiz), keşif, mahalli bilirkişi, tutanak mümzileri, tespit kişileri, tanıklar (Bildirilmiştir) , 1982 yılından itibaren ilgili ada parsellerin tapu kayıtları, uydu ve hava fotoğrafları, mahkemenizce uygun görülecek diğer deliller, isticvap, Tapu kayıtları (celbini talep ederiz,), bilirkişi incelemesi, uzman görüşü ve diğer tüm deliller.
TALEP VE SONUÇ : Yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle, Davamızın , itirazımızın kabulü ile; Mahkemeniz kararı ile fiili zilyetliğin müvekkilimizin adına tespitine , Halihazırda yapılmış olan tespitin iptaline, Hak kaybına yol açmamak adına tespiti yapılan yerlerin satışının durdurulması, mahkemeniz aksi kanaatte ise yalnızca itiraz olunan .... ve... ada parsellerinin satışına tedbir konulmasına, Belirttiğimiz tanıklara davetiye çıkarılmasına, Gerçek tespit için gereken keşif ve tespitlerin yapılmasına, Tüm yargılama masrafları ve sair mahkeme harçları ile vekalet ücretinin davalı yana yükletilmesine karar verilmesini arz ve talep ederiz. ....2025
DAVACI VEKİLİ AVUKAT BÜŞRA YİĞİT
Ekler :

