OVERBOOKING UYGULAMASI NEDENİYLE YOLCUNUN MANEVİ VEYA MADDİ TAZMİNAT İSTEYEBİLECEĞİNE DAİR KARAR ÖRNEKLERİ AŞAĞIDA VERİLMİŞTİR.
1)
YARGITAY
11. HUKUK DAİRESİ
Esas Numarası: 2018/4239
Karar Numarası: 2019/5756
Karar Tarihi: 24.09.2019
HAVAYOLU TAŞIMASINDA OVERBOOKING UYGULAMASI NEDENİYLE MANEVİ TAZMİNAT İSTEMİ Havayolu Şirketlerinin Maliyeti Azaltmak ve Kâr Elde Edebilmek Amacı İle Bilet Alıp Uçağa Binmeyen Yolcuların Oranı Dikkate Alınmak Suretiyle Fazladan Bilet Satışı Yaptığı - Davacıların Dubai İstanbul Seferini Yapan Uçağa Binmek Üzere Dubai Havalimanına Gitmesine Rağmen Davalının Yaptığı Fazla Bilet Satışı Nedeniyle, Bu Uçağa Binemeyip Kahire Aktarmalı İstanbul Uçağına Binmek Zorunda Kaldığı - Tüm Eşyalarını Kendileri Taşımak Zorunda Bırakıldığı - Yolculuğun Daha Uzun Sürmesi Sonucunda Bileti Önceden Alınan İstanbul Antalya Uçağına Binemediklerinden Yeniden Bilet Almak Zorunda Bırakıldıkları - Bir Gece İstanbul’Da Konaklamak Zorunda Kaldıklarından Randevusu Alınmış Ameliyata Giremekleri - Davacıların “Overbooking” Uygulaması Nedeniyle Uçağa Alınmamak Suretiyle Manevi Zararının Oluştuğu - Davalının Yapmış Olduğu Kahire Aktarmalı İstanbul Uçuşuna Yer Temin Edilmesi Gibi Teklif de Değerlendirilmek Suretiyle Davacılar Yararına Uygun Bir Manevi Tazminata Hükmedilmek Gerektiği
Özeti: Davacılar Dubai-İstanbul seferini yapan uçağa binmek üzere Dubai Havalimanına gitmiş, ancak davalının yaptığı fazla bilet satışı nedeniyle, bu uçağa binemeyip Kahire aktarmalı İstanbul uçağına binmek zorunda kalmış, bu arada tüm eşyalarını kendileri taşımak zorunda bırakılmış, yolculuğun daha uzun sürmesi sonucunda bileti önceden alınan İstanbul-Antalya uçağına binemediklerinden yeniden bilet almak zorunda bırakılmış, ayrıca bir gece İstanbul’da konaklamak zorunda kaldıklarından randevusu alınmış ameliyata girememişlerdir. Bu durumda, yukarıda açıklanan ilke ve esaslar ışığında, davacıların “overbooking” uygulaması nedeniyle uçağa alınmamak suretiyle manevi zararının oluştuğu göz önüne alınmak ve gerekirse davalı kurumun yapmış olduğu Kahire aktarmalı İstanbul uçuşuna yer temin edilmesi gibi teklif de değerlendirilmek suretiyle davacılar yararına uygun bir manevi tazminata hükmedilmek gerekmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1. Tüketici Mahkemesince verilen 17/05/2018 tarih ve 2016/1034-2018/369 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davacılar vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkillerinin 2015 yılı başından itibaren Dubai’de yaşadığını, müvekkillerinden ...’un hamile olduğunu, Antalya’da bulunan doktoru tarafından hamileliğinin sağlıklı şekilde sürmesi için gerekli olan ameliyatın yapılması konusunda kendisine 20/04/2015 tarihine randevu verildiğini, 19/04/2015 tarihinde konfor, koltuk aralıklarının genişliği ve hizmet kalitesini de dikkate alarak Dubai-İstanbul seferini yapacak davalı şirkete ait uçakta seyahat etmek üzere uçuş tarihinden çok önce biletlerini aldıklarını, havaalanına seyahat saatinden 3 saat önce gittiklerini ve uçuş için gerekli işlemleri tamamladıklarını, uçuş saati geldiğinde uçağa binmek üzereyken uçağın dolu olduğu ve davalı şirketin fazladan koltuk sattığı gerekçesi ile uçağa alınmadıklarını, durumlarını bildirmelerine rağmen davalı şirket yetkililerini ikna edemediklerini, güvenlik zoru ile kapıdan uzaklaştırıldıklarını, müvekkillerinin ısrarlı çabaları karşılığında bir saat sonrasında Kahire aktarmalı başka bir uçakta yer ayarlandığını, ancak bu uçağın kalktığı alana gidebilmek için havaalanı içerisinde ellerinde valizleri ile kendi başlarına bırakıldıklarını, aynı şekilde Kahire’de valizlerini diğer uçağa da kendileri taşımak zorunda kaldıklarını, İstanbul’a vardıklarında İstanbul’dan Antalya’ya gitmek için aldıkları uçak biletlerinin de uçağın kalkmış olması sebebiyle yandığını, yeniden bilet almak zorunda kaldıklarını, davalı şirket yetkililerinin yaşanan bu süreçlerde kendileri ile ilgilenmediğini, ameliyat günü Antalya’ya ulaşamadıklarından bir hafta sonra ameliyatın yapıldığını, bu olaylar sebebiyle stres, yorgunluk ve üzüntü yaşadıklarını, bu durumun müvekkillerini derinden etkilediğini ileri sürerek davacı ... için 45.000,00 TL ve ... için 30.000,00 TL manevi tazminatın en yüksek ticari avans faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili Dubai’de yaşanan overbook durumu için Türk hukukunun uygulanamayacağını, davanın Dubai’de açılması gerektiğini, davacıların iddialarının Dubai’de yaşanması sebebiyle araştırılabilir nitelikte olmadığını, iddialar doğru olsa dahi yaşananların mevzuatta yer alan bir uygulama olduğunu, davacıların mevzuata uygun şekilde en yakın uçuşa yönlendirilip varış yerlerine ulaştırıldıklarını, ayrıca kendilerine maddi-manevi zararın tazmini için hediye uçak bileti verildiğini, overbook durumunun bir sektör uygulaması olup, davacıların şahsına yönelik bir uygulama yapılmadığını, son dakika yola çıkılıp ameliyata gidildiği iddiasının makul olmadığını, ameliyatın sonradan gerçekleştirilip bir zararın meydana gelmediğini, ayrıca istenilen tazminat miktarlarının fahiş olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacı ...’un doktorunun tanık olarak verdiği beyanında “doğumun sağlıklı bir biçimde gerçekleştiğini” bildirdiği, tazminata karar verilebilmesi için bir zararın gerçekleşmesi ile zararla davalı tarafın eylemi arasında illiyet bağının bulunması gerektiği, netice itibarıyla bir zararın meydana gelmemiş olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
Dava, havayolu taşımasında "overbooking" uygulaması nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir. TBK 58. maddesinde, kişilik hakkının zedelenmesinden zarar görenin, uğradığı manevi zararına karşılık manevi tazminat adı altında bir miktar para ödenmesini isteyebileceği düzenlenmiştir. Bu hükme göre, her sözleşmeye aykırılık tek başına manevi tazminatı gerektirmez. Manevi tazminata hükmedilebilmesi için aynı zamanda TBK'nın 58. maddesinde belirtilen şartlar dahilinde kişilik haklarına yönelik bir saldırının da mevcudiyeti gerekir. Manevi zarar, kişinin duygusal dengesini bozan, yaşama sevincini, yaşama keyfini azaltan, panik, korku, dehşet, yas, öfke, iğrenme, elem, küçük düşme, utanç duyma, moralsizlik, tedirginlik, ümitsizlik, yalnızlık hissi, aşağılık hissi, hayal kırıklığı gibi olumsuz duygular, sarsıntılar veya fiziksel acılar olarak tanımlanabilir (Sözleşmeye Aykırılıktan Doğan Manevi Tazminat,..., İstanbul 2008, s. 184 vd.)
Somut olayda davacılar vekili, müvekkillerinden ...’un hamile olduğunu, Antalya’da bulunan doktorunun daha önceden yaptığı tetkikler neticesinde rahim ağzındaki açıklığın ileriki aylarda düşük yapma riskini % 90’lara çıkarabileceğini söyleyip 20/04/2015 tarihinde ameliyat yapılmak üzere müvekkiline randevu verildiğini, müvekkillerinin bileti daha önce alınmış 19/04/2015 tarihi saat 14:20’de Dubai-İstanbul seferini yapacak uçağa binmek üzere 3 saat önce Dubai Havalimanına gittiklerini, tüm işlemleri tamamlamalarına rağmen davalının “overbook” uygulaması nedeniyle uçağa alınmadıklarını, davalı şirketin yönlendirmesi ile davalı şirketin uçak biletlerini temin ettiği 15:00 de kalkan Kahire aktarmalı olarak İstanbul’a giden başka bir uçağa ameliyata yetişebilmek için binmek zorunda kaldıklarını, Kahire üzerinden İstanbul’a yapılan yolculuğun 23:30 da sonlandığını, bu süreçte yanlarında bulunan eşyalarını kendileri taşımak ve uzun süre havaalanları içerisinde yürümek zorunda kaldıklarını, İstanbul-Antalya arası aldıkları uçak biletinin ise zamanında İstanbul’a varamamaları sebebiyle yandığını, uygun bir uçuş bulunamaması sebebiyle bir gece İstanbul’da konaklamak zorunda kaldıklarını, yeniden uçak bileti aldıklarını, ayrıca ameliyata zamanında yetişememeleri sebebiyle ameliyatın bir hafta sonra yapıldığını, müvekkillerinin süreç içindeki stres, yorgunluk ve üzüntü duyduklarını belirterek manevi tazminat talebinde bulunmuştur. Mahkemece talimat yolu ile dinlenen davacı ...’un doktoru ...’un, “davalının gebelikten önce rahim ağzında yetmezlik olduğunu saptadığını, hamileliğinin 2. ayında davacıya hamileliğin 13. veya 14. haftasında rahim ağzının dikilmesi gerektiğini yönünde bilgi ve bu operasyon için davacıya randevu verdiğini, rahim ağzı açıklığının erken doğuma ve bebeğin kaybedilmesi riskini yaratan bir rahatsızlık olduğunu, hava limanında davacının valiz taşıması ve uzun süreli yürümesinin erken doğum ve bebeğin kaybedilmesi riskini artıran olaylar olduğunu” beyan ettiği görülmüştür. Davacıların, davalının fazladan bilet satması nedeniyle uçağa alınmadığı hususu dosya kapsamı itibari ile çekişmesizdir. Somut olayda, üzerinde durulup, tartışılması gereken husus, davalı ... şirketinden fazla bilet satışı nedeniyle uçağa alınmayan yolcuların manevi tazminat talebinde bulunup bulunamayacakları üzerinde toplanmaktadır.
Havayolu şirketlerinin maliyeti azaltmak ve kâr elde edebilmek amacı ile istatistik yardımı ile yaptıkları hesaplamalar ışığında, bilet alıp uçağa binmeyen yolcuların oranı dikkate alınmak suretiyle fazladan bilet satışı yaptıkları, bu doğrultuda zaman zaman fazladan satılan biletler nedeniyle bazı yolcu ya da yolcuların uçakta yer kalmaması sebebiyle uçağa alınamadıkları bilinen bir olgudur. Uygulamada “overbooking” adı verilen fazladan satış nedeniyle, uçağa alınmayan bazı yolcuların mağduriyeti gündeme gelebilmekte, bu mağduriyet manevi zarar boyutuna ulaşabilmekte ve bunun sonucunda manevi tazminata hükmedilmesi gündeme gelebilmektedir.
Davacılar 19/04/2015 tarihi saat 14:20’de Dubai-İstanbul seferini yapan uçağa binmek üzere Dubai Havalimanına gitmiş, ancak davalının yaptığı fazla bilet satışı nedeniyle, bu uçağa binemeyip Kahire aktarmalı İstanbul uçağına binmek zorunda kalmış, bu arada tüm eşyalarını kendileri taşımak zorunda bırakılmış, yolculuğun daha uzun sürmesi sonucunda bileti önceden alınan İstanbul-Antalya uçağına binemediklerinden yeniden bilet almak zorunda bırakılmış, ayrıca bir gece İstanbul’da konaklamak zorunda kaldıklarından 20/04/2015 tarihinde randevusu alınmış ameliyata girememişlerdir.
Bu durumda, yukarıda açıklanan ilke ve esaslar ışığında, davacıların “overbooking” uygulaması nedeniyle uçağa alınmamak suretiyle manevi zararının oluştuğu göz önüne alınmak ve gerekirse davalı kurumun yapmış olduğu Kahire aktarmalı İstanbul uçuşuna yer temin edilmesi gibi teklif de değerlendirilmek suretiyle davacılar yararına uygun bir manevi tazminata hükmedilmek gerekirken, yazılı şekilde, şartları oluşmadığından bahisle ret hükmü kurulması doğru görülmemiş, hükmün davacılar yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacıların temyiz itirazlarının kabulüne, kararın davacılar yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacılara iadesine, 24/09/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
2)
YARGITAY
11. HUKUK DAİRESİ
Esas Numarası: 2013/8286
Karar Numarası: 2013/22789
Karar Tarihi: 13.12.2013
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 28/03/2011 tarih ve 2009/198-2011/155 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ve katılma yoluyla davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 30.05.2006 tarihinde saat 08.00 uçağı ile Sabiha Gökçen Havalimanı’ndan Ankara’ya uçmak için davalı şirketten bilet aldığını, ancak aynı koltuk için mükerrer bilet satıldığından saatinde uçağa binemediğini, saat 11.00’de Atatürk Havalimanı’ndan hareket eden uçakla gecikmeli olarak Ankara’ya gidebildiğini, katılması gereken toplantılara katılamadığını, maddi ve manevi zarara uğradığını ileri sürerek, 100,00 TL maddi, 10.000,00 TL manevi tazminatın tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, overbook uygulamasının tüm havayolu şirketlerinde olduğunu, ücretsiz olarak Atatürk Havalimanı’na taşınıp 11.00 uçağı ile Ankara’ya gönderildiğini, davacının maddi zararı olmadığını ve manevi tazminat koşullarının oluşmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda alına bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının maddi zararının ispatlanamadığı, uçuştaki gecikme ve bu süreçte yaşadığı endişe nedeniyle manevi zararının doğduğu gerekçesiyle maddi tazminat talebinin reddine, manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 1.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ve katılma yoluyla davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Mahkemece verilen karar davalı vekili tarafından katılma yoluyla temyiz edilmiş olup, davalı vekilinin katılma yoluyla temyiz dilekçesinin temyiz defterine kaydedildiği belirlenemediği gibi temyiz harcının yatırıldığına dair makbuza da dosya içerisinde rastlanmamıştır.
Temyiz dilekçesinin verilme usulü HUMK.nun 434 ncü maddesinde açıklanmıştır. Buna göre temyiz dilekçesinin temyiz defterine kayıt ettirilip, temyiz harcının da yatırılmış olması gerekmektedir. Katılma yoluyla temyiz isteminde bulunan davalı vekili tarafından bu işlemler yapılmaksızın verilmiş temyiz dilekçesinin incelenme kabiliyeti bulunmadığından temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
2- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
3- Ancak dava, taşıma sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Davacı taraf 100,00 TL maddi, 10.000,00 TL manevi tazminat isteminde bulunmuştur. Mahkemece, maddi tazminat isteminin reddine, manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 1.000,00-TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiş ve davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca reddedilen maddi tazminat için 1.100,00TL, manevi tazminat miktarı için 1.100,00 TL vekalet ücretine hükmedilmiştir. 03.12.2010 günlü 27774 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Türkiye Barolar Birliği 2010-2011 Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin “Tarifelerin üçüncü kısmına göre ücret” başlıklı 12. maddesinin “Belirlenen bu ücret Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre tespit edilen ücretten az olamaz.” şeklindeki son cümlesinin yürütülmesi, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nun 30.6.2011 gün 2011/321 YD İtiraz nolu kararı uyarınca durdurulmuştur. Bu itibarla reddedilen maddi ve manevi tazminat miktarları nazara alınarak nisbi vekalet ücretine hükmedilmek gerekirken, maktu vekalet ücretine hükmedilmesi doğru görülmemiş ise de anılan hususun düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, HUMK'un 438/7 maddesi uyarınca kararın düzelterek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz isteminin reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı velilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hüküm fıkrasının 6 numaralı bendinde geçen “....1.100,00 TL maddi ve 1.100,00 TL manevi tazminat olmak üzere 2.200,00 TL vekalet ücretinin” ibaresinin hükümden çıkarılarak yerine ''... reddedilen maddi tazminat için 12,00TL, reddedilen manevi tazminat miktarı için 1.080,00 TL vekalet ücretinin….'' ibaresinin yazılması suretiyle hükmün davacı yararına DÜZELTİLEREK ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 44,00 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 13.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
3)
YARGITAY
11. HUKUK DAİRESİ
Esas Numarası: 2015/15273
Karar Numarası: 2016/6641
Karar Tarihi: 15.06.2016
Taraflar arasında görülen davada ... Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 13/11/2014 tarih ve 2014/888-2014/329 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 31/07/2011 tarihinde gerçekleşecek olan 30. Geleneksel ... ... Pehlivan Yağlı güreşlerine baş pehlivan olarak katılmak üzere, 16/07/2011'de, davalıdan 31/07/2011 tarihli, ...aktarmalı, ...-... uçuşunu gerçekleştirmek üzere bilet aldığını ancak, uçuş saatinde check-in işlemleri için başvurduğunda, overbook uygulaması nedeniyle uçakta yer kalmadığından bahisle uçağa kabul edilmediğini ve uçuşun gerçekleştirilemediğini, ...'de katılması gereken, 30 yıldır aralıksız yapılan ve oldukça prestijli olan organizasyona katılamadığını ve organizasyon başkanı ile imzalamış olduğu sözleşme gereğini yerine getirilemediğinden sözleşme bedeli olan 16.000,00 TL'nin müvekkiline ödenmediğini, müvekkilinin ikinci olduğu ... Yağlı Güreşleri'nin 1.si olan kişi ile güreşmeye gideceği ve bunun rövanşı olacağı piyasada duyurulan güreşe katılamaması nedeniyle tüm izleyiciler tarafından gıyabında yuhalandığını, güreşmekten korkup, kaçtığı yönünde söylentiler çıktığını, seyirci ve organizasyon sahibine karşı oldukça zor durumda kaldığını, olay nedeniyle maddi ve manevi zarara uğradığını ileri sürerek, maddi tazminatın talep tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle, 16.000,00 TL sözleşme bedeli, ihtara rağmen dava açılmasına sebebiyet verildiği için 2.500,00 TL avukatlık ücreti, 135,77 TL ihtarname bedeli olmak üzere toplam 18.635,77 TL ile 7.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, sektör uygulamasından kaynaklanan olayda müvekkilinin üzerine düşen sorumluluğu yerine getirdiğini, uygulamanın bütün dünyada, yolcular ve kamuoyunca kabul görmüş bir uygulama olduğunu, manevi tazminat talep şartlarının oluşmadığını, talebin aynı zamanda fahiş olduğunu, müvekkili tarafından meydana gelen aksaklık nedeniyle yolcu memnuniyeti çerçevesinde, DBO kuralları uyarınca, davacıya bir sonraki seferle uçması ve OW DBO bilet tanzimi önerildiğini ancak, davacının bu teklifi kabul etmediğini, maddi tazminat talebinin de haksız olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının güreş müsabakasına katılmak için davalıdan bilet satın aldığı ancak, koltuk sayısından fazla bilet satıldığı için davacının uçağa alınmadığı ve uçuşunun gerçekleşmediği, davalı tarafından davacıya bir sonraki uçakla seyahat etme teklifinde bulunulduğu fakat, uçağın intikal saati dikkate alındığında davacının güreş müsabakasına yetişmesi ve iştirakinin mümkün olmadığı, taşımanın gerçekleşmemesi nedeniyle davacının müsabaka için yaptığı 01/07/2011 tarihli sözleşmedeki 16.000,00 TL bedeli alamadığı ve maddi zarara uğradığı, davacının seyahat etme özgürlüğünün davalının uygulaması nedeniyle kısıtlanarak davacının kişilik haklarının saldırıya uğradığı, davacının sunduğu akitte yazılı bedelin 16.000,00 TL olduğu, davacının bu bedeli güreş yapması halinde kazanacağı ancak, yetişemediği için güreş yapamadığı nazara alınarak hakkaniyet gereği akitteki bedelde %50 oranında indirim yapılarak ve 135.000 TL noter gideri de dahil edilerek 8.135,77 TL maddi zarar ve 2.000,00 TL manevi zarardan davalının sorumlu olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, hükmedilen maddi ve manevi tazminatın 07/09/2011 tarihinden itibaren yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince ise; Dava, taşıma sözleşmesinden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Ancak, davacı tarafça, 31/07/2011 tarihinde yapılacak olan 30. Geleneksel ... ... Pehlivan Yağlı Güreşlerine katılmak üzere davalı şirketten uçak bileti satın aldığı, davalının overbook uygulaması nedeniyle uçuşu gerçekleştiremediği ve güreşe katılamadığı, bu nedenle organizasyon başkanı ile imzalamış olduğu sözleşme gereğini yerine getiremediğinden sözleşme bedeli olan 16.000,00 TL'nin kendisine ödenmediğinin iddia edilmesi karşısında, dosyaya ibraz edilen sözleşme metni ve tanık beyanlarından, mahkemenin de kabulünde olduğu üzere bu bedelin davacıya ödenmediği anlaşıldığından, talep doğrultusunda sözleşme bedelinin de maddi tazminat olarak davacıya verilmesi yönünde karar vermek gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile anılan bedelde %50 tenkise gidilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
3- Ayrıca, mahkemece, manevi zarar karşılığı olarak 2.000,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Genel kabul gören görüşe göre manevi tazminat; ne bir ceza ne de gerçek anlamda bir tazminattır. Zarara uğrayan kişinin çektiği acıyı, duyduğu elem ve üzüntüyü bir nebze olsa da dindiren, zarara uğratan olay nedeniyle oluşan ruhsal tahribatı onarmaya yarayan bir araçtır.
818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 47. maddesi hükmüne göre hakimin özel durumları göz önünde tutarak hükmedeceği manevi tazminat miktarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır. Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. Zarar görenin zenginleşmemesi, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesi gerekmektedir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22/06/1976 günlü ve 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde de takdir edilecek manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden, hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Somut olayda, dosya kapsamı ve tanık beyanlarından, davacının 30. Geleneksel ... ... Pehlivan Yağlı Güreşlerine baş pehlivan olarak katılacağı, bu güreşin, davacının ikinci olduğu ... Yağlı Güreşlerinin birincisi olan kişi ile güreşeceği ve bunun rövanşı olacağı duyurulan bir güreş olduğu, güreşe bir çok insanın seyirci olarak katıldığı ve güreşin televizyonda yayınlandığı, gerek yurt içi gerekse yurt dışı basınında yer aldığı, davacının güreşe katılamaması nedeniyle seyirci tarafından gıyabında yuhalandığı, rakibinden korktuğu için güreşe katılamadığı yönünde söylentiler, haberler çıktığı, bu nedenle yurt içi ve yurt dışında bulunan müsabakalara uzun süre katılamadığı anlaşılmıştır. Bu haliyle, mahkemece davacı lehine hükmedilen manevi tazminat miktarı, olayın oluş şekli, tarafların olayın oluşumundaki kusur oranları, meydana gelen zarar, olay tarihindeki paranın alım gücü, tarafların konumu da dikkate alındığında az bulunmuştur. Bu itibarla, açıklanan hususlar nazara alınarak daha makul, daha ılımlı, somut olayın özelliklerine daha uygun düşen bir miktarda manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken, yazılı miktara hükmedilmesi de doğru görülmemiş, kararın bu yönden de davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) ve (3) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, aşağıda yazılı bakiye 518,37 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalı alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 15/06/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

